VAKIF KAYIT VE BİLGİ GÜVENLİĞİ DAİRESİ'NDEN DUYURU
Erişmeye çalıştığınız dosya, ██/██/20█ tarihli Etik Komite kararı nedeniyle Vakıf veritabanının ana dolaşımından çıkartılarak arşivlenmiştir. Dosyanın arşivlenmiş versiyonuna erişim sadece Etik Komite personeli ile sınırlıdır.
Gerekli yetkilendirme izinlerine sahip olmaksızın terminale erişmeye çalışan personel takip edilecek ve göz altına alınacaktır.
— Maria Jones, RAISA Direktörü
''Georg Wessely, 1932 yılında İsviçre'de doğdu. Temel öğrenimini İsviçre'de tamamladıktan sonra Almanya'ya göç etti ve 1956 yılında Heidelberg Üniversitesinde psikoloji alanındaki lisans eğitimini tamamladı. 1961 yılında Vakıf bursuyla ''İlk Dillerin Kökenine Yönelik Araştırma: Memlerin Psikolojik Modele Göre Analizi'' adlı çalışmasını tamamlayan Wessely, bu çalışmasıyla Bilim Departmanı tarafından düzenlenen program kapsamında Vakıf bünyesine katılmıştır…
Georg Wessely, Metamemetik Projesi'nin fikir babasıdır. Metamemetik sözcüğünü ilk olarak ortaya atan kişidir ve bu alanda önemli çalışmalar yapmıştır. Onun çalışmaları genel bir kabul olarak ''Erken Dönem Metamemetik Çalışmaları'' kapsamında değerlendirilir. Erken dönem çalışmaları, genellikle klasik memlerin kavramsal yapısının çözümlenmesine ve memetik koşullanma refleksinin araştırılmasına yoğunlaşmıştır…''
(Metamemetiğin Biyografik Tarihi ve Geleceği, 16.Baskısının Ön Sözünden alıntılanmıştır.) 1
Metamemetik Projesi, ██/██/19██ tarihinde Vakıf tarafından tehlikeli memlerin saçmış olduğu memetik etkilere karşı Vakıf personelinin bilişsel direncini arttırmak için çesitli prosedürler geliştirmek amacıyla başlatılan bir araştırma projesidir. Bizden istenen şey, projenin ilk amacı, bu işin herhangi bir farmakolojik yöntem (yani çeşitli halüsinojenik ve türevleri) kullanılmadan başarılıp başarılamayacağını tespit etmekti. Başta projeye oldukça mütevazı denebilecek miktarda kaynak ayrıldı fakat zamanla projenin kapsamı akıl almayacak derecede genişledi.
Bu projeye atanan personel olarak, bugüne dek "memler" hakkında çok fazla şey öğrendiniz. Muhtemelen bu alanda gelecek vadeden bir personelsiniz, aksi taktirde burada olmazdınız. Fakat kendi iyiliğiniz adına geçmişte öğrendiklerinizin büyük kısmını unutmanızı öneririm. Aksi taktirde sinirli bir araştırmacı egonuzu fena halde incitebilir. Çünkü burada memlerin doğasından ziyade, onları oluşturan yapıtaşlarının doğalarıyla ilgileniriz. Memler, birer bilgi/fikirdir. Bu fikirlerse kavramlardan meydana gelir, Metamemetik Projesi'nde üzerinde çalıştığımız alan ise kavramların ötesinin dünyasıdır.
Kavramlar bir araya gelerek memleri, memler de bir araya gelerek kompleks insan kültürlerini oluşturur. Tüm bu sarmalın ilk halkası olan kavramlarsa temelde bir ihtiyaçtan ötürü, yani hayatta kalma güdüsünden, ortaya çıkmıştır. Aynı şey memlerin insan vücudu üzerinde çeşitli etkilere yol açmasına neden olan "memetik koşullanma" olgusu için de geçerlidir. Tüm bu mekanizma, ilkel çağlardaki atalarımızın hayatta kalmak için sürekli olarak belirli tehditlere karşı belirli tepkileri vermek zorunluluklarından dolayı, binlerce yıllık süreç içerisinde oluşmuştur. Örneğin, zifiri karanlık bir ormanın içerisinde bir grup insanın hepsinin gruba doğru yaklaşan yırtıcı hayvanı görüp öyle tepki vermesindense yırtıcı hayvanı gören tek bir kişinin grubun geri kalanını "yırtıcı hayvana karşılık gelen kavramı" kullanarak saldırıdan haberdar etmesi grubun kaçma şansını attırır. Bu grubun içindeki her bir birey, yırtıcı hayvana karşılık gelen kavramı anladıklarında vücutlarında birtakım değişimlerin yaşanması kaçınılmazdır. Kan basıncı yükselir, adrenalin salgısı artar ve kan damarları büzülür. Bu etkilerin hepsi, vücudun daha hızlı koşmasını sağlayan etkilerdir ve tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların hayatta kalma şansını arttırmış ve bu nedenle de binlerce yıllık tarihsel süreç içerisinde tekrarlana tekrarlana biyolojimizin bir parçası haline gelmiştir.
İşte, bir resmin bir insana kalp krizi geçirtebilmesinin veya beynini eritebilmesinin ardında bu evrimsel mekanizma yatar. Beynimiz kolaylıkla belirli kavramlar veya imgeler karşısında belirli tepkileri vermeye zorlanabilir ve ne yazık ki binlerce yıllık genetik bir hafıza olan bu memetik koşullanma refleksini engelleyebilmenin yolu yoktur.
"…Muhtemelen bu noktada aklınıza takılan ilk soru, "Metamemetik nedir?" sorusudur. Ve ironik olarak da bu soru metamemetiğin tam da ne olmadığını açıklar. Metamemetik aslında herhangi "bir şey" değildir, zihnimizde onu herhangi bir kavram veya kavram grubuyla eşleştiremeyiz. Bu, onun tam olarak anlaşılmasını güç kılar fakat onu anlamada yaşadığımız bu güçlük metamemetiğin özünü oluşturur."
(Dr. Georg Wessely'in ''Metamemetiğe Giriş'' adlı eserinden alıntılanmıştır.)2
Metamemetik Projesi'nin ve bağımsız bir disiplin olarak metamemetiğin çıkış noktasında dilin kökenine ve yapısına yönelik yapılan kapsamlı ve sistematik araştırmalar vardır.3 Gerçekten de bu konu, Metamemetik Projesi'nin asıl amacının anlaşılabilmesi için çok önemlidir.
Yirminci yüzyılın başlarında dilin kusurlarını ortaya koyan dil felsefesinin gelişmesiyle birlikte gündelik dilin yaratmış olduğu muğlaklığı ve karmaşayı aşmak amacıyla çeşitli disiplinler ortaya çıkmıştır. Simgesel mantık, anlambilim ve bir dereceye kadar da psikanaliz bu disiplinlere örnek verilebilir. Bu alanlarda yapılan çalışmalar, gündelik dili biraz daha sadeleştirebilmiş olsa da yine de yetersiz kalmış ve zamanla çıkış noktalarındaki asıl sorundan saparak farklı gelişim çizgileri izlemişlerdir. Vakıf bünyesinde, insanlığın geri kalanından gizli olarak yürütülen Metamemetik Projesi günümüzde bu alandaki yegane çalışma olarak kalmıştır.
Diller, her ne kadar tarih öncesi çağlarda yaşayan insanın hayatta kalma mücadelesini kolaylaştırmış olsa da günümüzün modern insanını büyük ölçüde sınırlamaktadır. Beynimizdeki milyarlarca nöronun yapmış olduğu milyarlarca elektriksel tepkimenin sayısız kombinasyonu sonucu ortaya çıkan "düşünceler"4 in hepsi, belli sayıdaki ve "sınırlı" olan kavramların çerçevesine sığmaya çalışır ve çoğu farklılıklarını kaybederler. Hatta zamanla beynimizin bu "düşünceler"i üretme şekli de kavramların etkisiyle sınırlanmaya başlar.
Sahip olduğumuz kavramlar kadar düşünebiliriz, kendi benliğimizin ve çevremizin farkındalığına onların bize izin verdiği kadar varabiliriz. Elbette bu "sınırlamayı" yeni kavramlar üreterek aşmak bir dereceye kadar mümkündür fakat ne kadar fazla yeni kavram üretirsek üretelim; kavramların kapsamı her daim zihinsel potansiyelimizin altında kalacaktır. Bu bir fare kapanı gibidir, fare kapandaki peynire ulaşır fakat aynı zamanda kapana da kısılmış olur. Aynı farenin durumunda olduğu gibi insanlık, dilleri hayatta kalmak ve Dünya'ya yayılabilmek için lehine olarak kullanmış fakat işin sonunda kendisini kavramsal bir kapana hapsetmiştir.
''Etik nedir?'' Bize ne yapmamız gerektiğini harfi harfine söyleyen bir ''Terimler Sözlüğü'' olmadığı kesin!''
(Dr. Bradley Glenn'ın Etik Komitesi tarafından açılan soruşturmadaki ifadesinden bir kesit)5
Metamemetik Projesi'nin asıl amacı insan zihnini bir önceki bölümde bahsettiğimiz ''kavramsal kapandan'' kurtarmaktır, yani insan zihnini henüz ilk dillerin icat edilmediği dönemki hâline döndürmektir. Bu oldukça zorlu bir süreçtir çünkü insanlık dilleri çok uzun bir süre boyunca kullandığından, insan zihni potansiyelinin bir kısmını kaybetmiştir. Bu potansiyel, bireylerin henüz soyut düşünme yetisini kazanmadığı6 çocukluk çağlarından itibaren yapacakları birtakım zorlu zihinsel egzersizlerle7 geri kazandırılabilir.
Bu girişim, kuşkusuz insanlar arasındaki bilgi akış şeklinin ve miktarının kökten değişmesine yol açacaktır. Bu değişim de insan kültürünün her bir noktasını; bilimin, sanatın, toplumun, gelenek ve göreneklerin tamamını şu anki hâllerinden çok daha farklı şeylere dönüştürecektir. Bu yeni bireylerin, bizim kültürümüzü çok kaba ve sığ bulmaları ve bir tür olarak bugüne dek başardığımız şeylere burun kıvırmaları çok olasıdır. Kendi aralarında iletişim kurmak için kendine has telepatik bir yöntem kullanan ve inanılmaz düzeyde bilgi işleme kapasitesine sahip olan bu süper zihinli bireyler, bildiğimiz homo sapiens olarak kabul edilebilir mi? İşte, bu soru projeye atandıktan sonra her gece kafanızı yastığa koyduğunuzda aklınızı kemirecek olan sorudur.
Ayrıca bu soru, başımızın Etik Komite ile belaya girmesinin de sebebi. Metamemetik Projesi, yarım yüzyılı aşkın bir süredir devam ettirilen bir proje olduğundan zaman içerisinde gerek O5 Konseyi ile gerek de Etik Komitesi ile çeşitli sürtüşmeler yaşadı. Bu sürtüşmelerin en büyüğü, 2000'lerin başında yaşanan cadı avıdır. Bu cadı avının sebebi, Metamemetik Projesi'nin ilerlemesiyle birlikte projenin amacının iyice netleşmesiydi. Bu noktada Etik Komite, projenin etik açıdan belirsiz ve tehlikeli sonuçlara yol açacağını savunarak projeyle alakalı soruşturma(yani cadı avını) başlattı. Birçok değerli araştırmacı projeden uzaklaştırıldı, deney kayıtları yok edildi ve yeni deneylerin yapılması yasaklandı.
SORGU KAYDI
Ön Söz: Aşağıda Metamemetik Projesi'nde kıdemli araştırmacı olan Dr. James Wong (J.W) ile Etik Komitesinden Percy Thomas (P.T) arasında gerçekleşen sorgunun transkripti verilmiştir.
Tarih: ██/██/██
[KAYIT BAŞLANGICI]
P.T: Ne yaptığınızın farkında mısınız Doktor Wong?
J.W: Elbette, neyle uğraştığımızı bilmeseydik bu projeye devam edemezdik.
P.T: (İç çeker) Anlaşılan bugün bu tür söz oyunlarına fazlaca maruz kalacağız, ha? Kastettiğim şeyin ne olduğunu gayet iyi biliyorsun.
J.W: Ne kastettiğinizi açıkça söylemezseniz onu anlayamam, sayın Kurul Üyesi.
P.T: Pekala, o zaman kendimi daha ''açık'' ifade edeyim. Projenizin asıl amacı olan, süper zihinli bireylerden oluşan yeni bir ''tür'' yaratmanın ne anlama geldiğini idrak edebiliyor musunuz?
J.W: (Biraz duraksar) Bu noktada, durum sandığınız kadar siyah-beyaz değil Kurul Üyesi. Projenin hedeflediği süreçler sonunda ortaya çıkan yeni bireyler, tamamen ''yeni bir tür'' olarak sayılamazlar.
P.T: Bunu nereden bilebilirsiniz?
J.W: Elimin altındaki bilimden. Binlerce kez tekrarlanmış deneylerden, hesaplamalardan… Bu yeni bireylerin, bizlerden birçok farklı yönü olacağını inkar edemem. Fakat aradaki fark, sizin paranoyalarınıza neden oluşturacak düzeyde değil.
P.T: (hafif bir kahkaha atar) Buna karar verecek olan kişi siz değilsiniz, Doktor. Ayrıca Etik Komitesinin endişelerini paranoya olarak adlandırmanız da durumdan ne kadar bir haber olduğunuzu gösteriyor. (Çantasından birkaç dosyayı çıkartarak masaya koyar) İşte, burada bazı araştırmacı arkadaşlarınızın süreç hakkındaki endişelerini belirttikleri raporlar var. Bunlara bakılınca durum o kadar da "kontrol altında" sayılmaz, ha?
J.W: (Masanın üzerindeki kağıtlara hızlıca göz gezdirir) Bu raporlar, henüz ilk deneylerin yapıldığı sırada yazılmış ve bu aşamada şüphelerin olması çok doğal. Üstelik olması da gereken bir şey. (Masanın üzerindeki dosyaları P.T'ye doğru iter.)
P.T: (Dosyaları tekrardan J.W'ye doğru iterek) Bu şüphelerin sürecin başında belirtilmiş olması, onların şuanda geçersiz olduğu anlamına gelmez Doktor. Hem onları doğru dürüst okumadınız bile. (Dosyalardan birisini alarak okumaya başlar.) ''… Bu yeni bireylerin en dikkat çekici özelliği, kendi aralarında telepatik olarak tanımlayabileceğimiz bir şekilde iletişim kurmalardır. Onlar, çevrelerindeki diğer insanların duygulanımlarını ve çok da detaylı olmayan düşüncelerini okuyabilirler. Ayrıca zihinlerindeki kavramsallaşma süreci engellediğinden ve… ötürü memetik ve bilgi tehlikelerine karşı bağışıktırlar.'' Biz burada bu tür varlıkları ''anomali'' olarak adlandırır ve onları muhafaza altına alırız.
J.W: Ayrıca bu bireyler, her ne kadar onlara çok kabaca gelse de bizim dillerimizi konuşabilir; bizim kültürümüzü anlayabilir ve bizimle empati kurabilirler. Bunlar da o dosyada yazmayan diğer şeyler.
P.T: Size, onların bizimle empati kurmayı tercih edeceğini düşündüren şey nedir? Sonumuz Neandertallerinki8 gibi olmasın?
J.W: Bunu bilemeyiz, zaten bilmemize gerek de yok. Zira geleceği bu kadar uzun soluklu planlamak ve dev tarihsel tasarılar oluşturmak, tarihin her aşamasında bozgunla sonuçlanmıştır. (Elindeki kalemi duvara doğru fırlatarak) Belki bu yaptığım şey de Kuzey Amerika kıyılarında tropikal bir fırtınaya neden olacak olan olaylar zincirini başlatmıştır, değil mi? Bunu bilemeyiz.
P.T: Soruma bir cevap vermediniz.
J.W: Çünkü anlamlı bir soru sormadınız. Benden bundan yüzlerce yıl sonrasında ne olacağını bilmemi bekleyemezsiniz. Gelecekte ne olacağını bilebilmenin tek yolu, ona doğru uzanmaktır. Aynı bundan yarım yüz yıl önce atom bombasının insanlığı yok edeceğini söyleyenleri dinlemeyip Atom Çağı'nı başlatanlar gibi.
P.T: Bunlar aynı şey değil, bunu siz de biliyorsunuz.
J.W: Aslında tam da aynı şeyler, Kurul Üyesi. O zamanlarda yaşayan insanlar için de, atom enerjisi ve onunla birlikte gelen atom bombası; bir "ölüm kalım meseleydi." Ve insanlık, atom enerjisini kendi türünü yok etmek yerine yeni bir çağı başlatmak için kullanmayı becerdi; yani ilerledi. Eğer bu atılım yapılmamış olsaydı, insanlık olarak şuanda başardıklarımızın çoğunu başaramazdık. Aynı Atom Çağı gibi, Metamemetik Projesi de yeni bir çağı müjdeleyebilir. Bizler, insanlık olarak sınırlanmış zihinlerimizle bile bu kadar şey başarmışsak; zihinsel olarak sınırlanmamış yeni bir insanlığın neleri başarabileceğini hayal edin.
P.T: Daha az önce bana bu bireylerin bizden çok da farklı olmadığını söylüyordunuz, şimdiyse yeni bir insanlıktan bahsediyorsunuz. Elbette gelecekte ne olacağını bilemeyiz fakat bu geleceğe doğru körlemesine atlamamızı gerektirmez. Ortada dikkatle değerlendirilmesi gereken etik sorunlar olduğu açık. Dolayısıyla soruşturma devam edecek ve daha sonra bir daha görüşeceğiz.
[KAYIT SONU]
RÖPORTAJ KAYDI
Ön Söz: Aşağıda Dr. James Wong (J.W) ile Denek.05.METAMEM arasında gerçekleşen röportajın transkripti verilmiştir.
Tarih ██/██/███
[KAYIT BAŞLANGICI]
J.W: Kendini nasıl hissediyorsun?
Denek: Biraz garip, hâlen sözcükleri kullanmaya tam alışamadım.
J.W: (Hafifçe gülerek) Sıfırdan bu seviyeye gelmenin sadece iki gün sürdüğünü düşünürsek, muhtemelen konuşmamızın sonuna kadar bunu halletmiş olursun.
Denek: (Belirsiz bazı mimikler yaparak) Olabilir.
J.W: O da neydi öyle? Baş parmağını anlamsızca salladın.
Denek: Oh, özür dilerim. Konuşurken bazı mimikleri hâlen istemsizce kullanıyorum.
J.W: Sorun değil, şimdi sana bazı resimler göstereceğiz ve bana ne hissettiğini söyleyeceksin. Tamam mı?
Denek:(başıyla onaylar)
J.W: Pekala, bilişsel direnç değerini 100'e çıkartın; herkes arkasını dönsün. (Odanın tavanına doğru tehlikeli bir memetik görüntü yansıtılır ve on saniye sonra görüntü kaldırılır) Ne hissediyorsun?
Denek: Hiç. Anlamsız birkaç sembol ve fazlası değil.
J.W: Gayet güzel. Şimdi bilişsel direnç değerini 120'ye çıkarın. (Odanın tavanına yeniden tehlikeli memetik bir görüntü yansıtılır) Peki ya şimdi?
Denek: (Sıkıldığını belli eden bir yüz ifadesiyle) Bu şarlatanlığı daha ne kadar devam ettireceksin? Şu saçmalıkları kaldırın lütfen.
J.W: "Şarlatan", ha? Güzel bir sözcük seçimi. (Arka tarafa doğru görüntülerin kaldırılmasını işaret eder)
Denek: Teşekkür ederim.
J.W: Rica ederim. (Bir süre duraksar.) Az önce yaptığımız deney, bizim dillerimizi öğrenmeye çalışmanın zihnindeki kavramsallaşma sürecini ne kadar geri getirdiğini anlamaya yönelikti. Bana normalde nasıl ''düşündüğünü'' sadece kavramları kullanarak betimleyebilir misin?
Denek: Korkarım ki bu mümkün değil ama gene de deneyeyim. Bu, sanki bir nehrin sınırsızca akması gibi; her bir su damlası birbiriyle ilişkili ve bu ilişki onların tüm farklılıklarıyla birlikte akabilmesini sağlıyor. Özlerinde ne kadar farklı olsalar da hiçbiri birbirinden kesin sınırlarla ayrılmıyor. Eeeee… Yani gerçekliği algılamanın çok daha yüksek bir düzeyi. Sanırım kullanılabilecek en iyi sözcük kombinasyonu bu.
J.W: (İç çekerek) Müphem bir benzetme fakat ne demek istediğini anlayabiliyorum sanırım.
(Bir süreliğine sessizlik olur.)
Denek: Zihnindeki bu duyguyu görebiliyorum. (Kısa bir süre düşünür) Uygun kelimeyi de bulamadım ama… Kendine acıma?
J.W: Pek değil, daha çok hayal kırıklığı.
Denek: Neden?
J.W: Böyle bir şeyi oluşturmak için tüm hayatımı harcadıktan sonra ona sadece uzaktan bakabilmekten ötürü. Seni ve diğerlerini, hiçbir zaman anlayamayacak olmaktan ötürü. Yanıldığımdan ötürü.
Denek: Böyle düşünme, James. Her ne kadar sizinle aynı tutkuları, hayalleri ve idealleri paylaşamayacak olsak da insanlık olarak yaratmış olduğunuz bu şeyden ötürü…
Size her daim gıptayla bakacağız.
[KAYIT SONU]
Sayfanın kaynağını bu şekilde göster:
"Metamemetik Projesi", Yazar: trantor, SCP-TR Wiki sitesinden. Kaynak: https://scpvakfi.wikidot.com/metamemetik-projesi. CC-BY-SA Lisansı altında.
Daha fazla bilgi için, Lisans Rehberi'ne bakın.
Lisans İfşaatı
Wiki üzerindeki içerikler hakkında daha fazla bilgi edinmek için, Ana Lisanslama Listesi'ne göz atın.






