SCP-096
rating: +35+x

Madde #: SCP-096

Nesne Sınıfı: Öklid

Özel Saklama Prosedürleri: SCP-096, her zaman 5x5x5 m hava geçirmez çelik bir küp hücrede saklanacaktır. Herhangi bir çatlak veya deliğe karşı haftalık kontroller yapılması zorunludur. SCP-096'nın hücresinde kesinlikle herhangi bir kamera veya optik cihaz bulunmayacaktır. Güvenlik personeli, SCP-096'nın hücrenin içinde bulunduğundan emin olmak için önceden kurulmuş basınç sensörleri ve lazer dedektörleri kullanacaktır.

SCP-096 veya tasvirlerinin her türlü fotoğraf, video veya kaydı, Dr. ███ ve O5-█ onayı olmadığı sürece kesinlikle yasaktır.

Açıklama: SCP-096, yaklaşık 2.38 metre uzunluğunda insansı bir yaratıktır. SCP-096 çok düşük vücut kütlesine sahiptir ve vücut analizi beslenme bozukluğuna işaret etmektedir. Kollar, varlığın vücudunun geri kalanıyla orantısız olarak yaklaşık 1,5 metre uzunluğundadır. Cilt, pigmentasyondan yoksundur ve vücut üzerinde tüy görünmemektedir.

SCP-096'nın çenesi, ortalama bir insanın dört (4) katı kadar açılabilir. Pigmentasyondan yoksun olan gözlerinin haricindeki diğer yüz özellikleri ortalama bir insana benzer şekildedir. SCP-096'nın kör olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Yüksek beyin fonksiyonlarına ait hiçbir işaret göstermemekte ve akıllı olarak kabul edilmemektedir.

Hücrenin içindeki basınç sensörlerinin gösterdiğine göre SCP-096 normalde son derece uysaldır ve günün çoğunu doğu duvarına doğru dikilerek geçirir. Ancak, bir kişi SCP-096'nın yüzünü, doğrudan video kaydı veya hatta bir fotoğraf aracılığıyla gördüğünde, şiddetli bir duygusal stres aşamasına girecektir. SCP-096 yüzünü elleriyle kapatacak, çığlık atmaya ve ağlamaya başlayacaktır. İlk görüldüğünden yaklaşık bir (1) ila iki (2) dakika sonra, SCP-096 yüzünü gören kişiye doğru koşmaya başlayacaktır(bu noktadan sonra kişiden SCP-096-1 olarak bahsedilecektir).

Belgelenen hızlar otuz beş (35) km/s ile ███ km/saat arasındadır ve SCP-096-1'in uzaklığına bağlı olarak değişmekte gibi görünmektedir. Bu noktada, bilinen hiçbir malzeme veya yöntem SCP-096'nın ilerlemesini engelleyemez. SCP-096-1'in konumunun SCP-096 üzerinde bir etkisi yok gibi görünmektedir, varlık SCP-096-1'in konumunu anında bilebilmektedir. Not: Bu tepki resim tasvirleri görüldüğünde ortaya çıkmaz. (bknz Doküman 096-1).

SCP-096, SCP-096-1'in konumuna vardığında onu öldürmeye ve [VERİ ÇIKARILDI] başlayacaktır. Vakaların %100'ünde SCP-096-1'den hiçbir iz kalmamıştır. Sonrasında SCP-096
bir kaç dakika oturacak ve sakinliğine ve uysallığına geri dönecektir. Daha sonra [VERİ ÇIKARILDI] doğal yaşam alanına geri dönme girişiminde bulunacaktır.

Vakıf gizliliğinin ihlali ve büyük sivil kayıplara yol açacak kitlesel bir zincirleme reaksiyon olasılığı nedeniyle, SCP-096'nın kontrol altına alınması Alfa önceliğindedir.

Dr. ███ SCP-096'nın derhal yok edilmesi için dilekçe verdi. (bkz. Mülakat 096-1). - Dilekçe onay bekliyor. - İmha Dilekçesi onaylandı ve Dr. ███ tarafından [VERİ ÇIKARILDI]'da gerçekleştirilecek. Bakınız Vaka-096-1-A.


Röportaj -096-1’den Ses Kaydı:

Görüşülen: Dr. ███
Görüşmeci: Kaptan (Ret.) █████████, Zulu 9-A’nın eski komutanı
Yakalama, Olay #096-1-A

<Kayıt Başlangıcı>

[[ Tarih ████████ ████████ 09:14, Araştırma Alanı ██]]

Kaptan █████████: İlk yakalama yakalama görevleri her zaman boktandır. O lanet şeyin neler yapabileceğine dair bir fikriniz yoktur. Sahadaki teknisyenlerin bulabildikleri bilgilerin ne kadar saçma olduğunu bilemezsiniz, hatta tüm hikayeyi anlatırlarsa şanslısınız demektir. Bize "yakala ve götür" dediler. Bize o kahrolası şeye bakmamamız hakkında bir bok söylemediler.

Dr. ███: Görevi anlatabilir misin lütfen?

Kaptan █████████: Evet, affedersin. İki helikopterimiz vardı, biri ben ve ekibimin diğeri destek ekibi olan Zulu 9-B ve Dr. ██████'un. Devriye yolumuzun iki tık kuzeyindeki hedefi tespit ettik. Galiba bizim bulunduğumuz yöne doğru durmuyordu, yoksa bizi oracıkta hallederdi.
Dr. ███: Raporunuzda SCP-096'nın soğuk havaya tepki vermediği söyleniyor, bu doğru mu? Hava -██ dereceydi değil mi?

Kaptan █████████: Aslında, -██'di. Ve evet, kıçına kadar çıplaktı ve titremiyordu bile. Neyse, iniş yapıp hedefe yaklaştık ve Onbaşı ██ onu paketlemeye hazırlandı. Bu arada Dr. ██████ bana seslenmişti. Doktora cevap vermek için arkamı döndüm ve beni kurtaran şey de buydu. O sıra hedef arkasını dönmüş olmalı ve tüm ekibim onu gördü.

Dr. ███: Bu SCP-096’nın huzursuz durumuna girdiği andı değil mi?

Kaptan █████████: Evet. [Görüşülen kişi bir anlığına duraklar] Üzgünüm. Bir an çıldıracak gibi oldum.

Dr. ███: Sorun değil.

Kaptan █████████: Evet. Şey, yüzünü hiç görmedim. Takımım gördü ve bunu sonuna kadar ödedi.

Dr. ███: Biraz daha tarif edebilir misiniz lütfen?

Kaptan █████████: [Duraklar]Evet evet. Bize doğru bağırmaya ve ağlamaya başladı. Hayvan kükremesi gibi değil ama, sesi tam olarak bir insan gibi geliyordu. Gerçekten ürpertici. [Tekrar duraklar] Onbaşı ██'yı kaldırıp bacağını kopardığında ateş etmeye başladık. Tanrım, yardımımız için çığlık atıyordu… lanet olası g… Her neyse biz şarjör üstüne şarjör boşaltıyor hedefi parçalıyorduk. Ve bir boka yaramadı. [VERİ ÇIKARILDI]a başladığında neredeyse aklımı kaybediyordum.

Dr. ███: Bu sizin [Kağıt hışırtısı sesleri] AT-4 HEDT kullanma emrini verdiğiniz an mı?

Kaptan █████████: Bir tank-savar silahı. Onu SCP-███ kaçtığından beri taşıyorduk. O silahın tankları kağıt gibi parçaladığını görmüştüm. Hedefe de aynı şeyi yaptı.

Dr. ███: SCP-096’da Ciddi bir hasar var mıydı?

Kaptan █████████: Kıpırdamadı bile. Ekibini parçalamaya devam etti. Ama gövdesinin yarısı yok olmuş bir şekildeyken. [Göğsünde geniş bir yarım daire çiziyor]

Dr. ███: Ama hasar alıyordu, değil mi?

Kaptan █████████: Alıyorsa bile belli etmiyordu. Tüm organlarını ve kanını kaybetmiş olmalıydı, ama tepki vermiyordu, kemik yapısı hiç zarar görmedi. Ekibimi parçalamaya devam etti.

Dr. ███: Yani gerçek bir yapısal hasar yoktu. SCP-096’ya kaç mermi ateş edildi?

Kaptan █████████: En az mı? Bin. Kapıdaki silahlı birlik ona GAU-19 ile en az yirmi saniye ateş etti. Yirmi kahrolası saniye. Bu altı yüz tane .50 kalibrelik merminin vücuduna girmesi demek. Tükürsek de aynı etkiyi yapardı.
Dr. ███: Bu tam olarak Zulu 9-B’nin geldiği an mı?

Kaptan █████████: Evet ve ekibim gitmişti. Zulu 9-B, çuvalı başının üstüne geçirmeyi başardı ve o sadece oturdu. Onu helikopterin içine aldık ve buraya getirdik. Onun yüzünü nasıl görmedim bilmiyorum. Belki Tanrı ya da Buda ya da her kimse yaşamam gerektiğini düşündü. Kahretsin…

Dr. ███: SCP-096'nın yüzünün bir tasvirini ele geçirdik. Görmek ister misiniz?

Kaptan █████████: [Duraklar] Biliyorsun, o şeyin çığlıklarını ve adamlarımın çığlıklarını duyduktan sonra, duyduğum şeye bir yüz koymak istediğimi sanmıyorum. Hayır… Sadece… Hayır…

Dr. ███: Pekala, buradaki işimiz bitti. Teşekkürler kaptan.

[Sandalye sesleri ve odadan uzaklaşan ayak sesleri duyulur. Kaptan (Ret.) █████████ Röportaj Odası-22’yi terk etmiştir.]

Dr. ███:Bu kayda geçsin ki, resmi olarak SCP-096'nın mümkün olan en kısa zamanda yok edilmesini talep ediyorum.

<Kayıt Sonu>

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License