Neyim Ben?

Neyim ben? Söylediklerim umrumda bile değil. Kendi varlığım benim için dahi bir gizem. Bir şeylerin kısa kısa yanıp söndüğünü görüyorum. Ama ne onlar? Nereden geldim? Kimim ben? Neyim ben?

Ben bir bebeğim, annesinden koparılmış. Doğduğum andan itibaren annemin kalbini hissetmedim. Onun sesini dahi duyamadan ondan sökülüp alındım. Bir odaya kilitlenmiştim. Tek istediğim nazik bir dokunuş. Dünyada bir gram merhamet olduğuna dair bir bilgi. Annem benden çalındı, ve acı ve korku dışında hiçbir şeyden haberim olamadı. Yalnızca sevgi, merhamet, sarılma istiyorum, herhangi bir şey.

Ben seven bir eşim. Eski zamanlarda, Tanrı'nın hizmetkarı bana, kocama ve aileme günahkar bir şehri terk etmemi emretti. Parlak bir ışığın sesiyle bize kaçmamız için emir verdiler. "Arkanıza bakmayın, yoldan sapmayın. Bu şehir ölene ve geride külleri kalana kadar durmayın." Bu yüzden kaçtık. Henüz Tanrı'nın emri altındayken dahi halen evimde omzuma baktım. Anında bedenimin ve kanımın taş ve tuza dönüştüğünü hissettim. Sonsuzluk geçti ve bugün günahlarımı bağışlatmaya, ve yaptığım hataların aynılarını yapanları gerekirse güç kullanarak düzeltmeye çalıştım. Arkana bakma, koş ve ilerle.

Ben kızgın bir tanrıyım. Sizler benim eserlerim, kendi suretimde yarattıklarımsınız. Veya öyle olmanız gerekiyordu. Yarattığım şeyler öngördüğüm gibi olmadı. Küçüksünüz, zayıfsınız, benden daha dayanıksızsınız. Bana karşı bir başarısızlık örneğisiniz. Fakat merhametliyim, kendi kalbimin nezaketiyle yaşamanıza izin veriyorum. Ve suratıma geri fırlattınız. Nankördünüz ve bana olan ibadetinizi durdurdunuz. Güçlerimi saygısızca çaldınız. Bu yüzden bana verdiğiniz, güçlerimi kullanma biçimlerinden sadece bir tanesini aldım, benden yarattığınız putlardan biri. Alaycı bir biçim.

Tanrı dağılmadan önce geldim. Onun kelimesiydim ve bu kürenin dört bir köşesine yayıldım. İnsanlık ilk geçici adımlarını ışığa ulaştırmadan önceydi. Kolay etkileniyorlardı, şekillendirilebiliyorlardı. Tanrı'nın görkemini gördüler. Bana seslendi, amaç verdi. Tanrı dağılıp dünyaya yayıldığı zamanki dehşeti asla tekrar yaşamayacağım. Acı, korku, hepsini tattım. Ve bu beni mahvetti.

Tamamlanmamış bir insanım, el sürülecek bir kil. Prometheus insanlığı yarattı ve onları bir sonraki yolculuklarına hazırladı. Onlara ateş verdi, daha iyi olmaya yöneltti. Prometheus insanları kilden oluşturdu, biçimsiz olmalarını ve kendilerine karşı olabildiğince iyi olmalarını sağladı. Fakat onlar onun ilk denemeleri değildi. Başarısızlıkla olmuştu. Birçoğu, ben dahil. Dağıldım, kenara atıldım. İnsan formunun bir kopyası. Ve bu can yakıyor. Ve bu beni içten içe kemiriyor. Onlardan nefret ediyorum, benim asla sahip olamadığım bir şansa sahip oldukları için.

Bir köleyim. Ama artık değil. Beni topraklarımdan aldılar, çevremdeki diğer tüm zavallı ruhlara zincirlediler. Çalışmaya zorlandık. İnşa etmeye. Yıkmaya. Bu iş seni dağıtıyor. Bedenin, zihnin, ruhun. Kaçmak zorundaydım. Nöbetçileri gözetledim. Günlerce. Haftalarca. Aylarca. Açılışımı görene dek. Dikkatliydim, yalnızca beni görmedikleri zamanlarda hareket ettim. Sonunda özgür kalana dek.

Bir tutsağım. Her gün, gördüklerim yalnızca dört duvar, bir pencere, bir kapıdan ibaret. Tüm gün, her gün, her hafta, her ay. Dört duvar, bir pencere ve bir kapı. Bildiklerim tamamen bundan ibaret. Bazen kapı açılacak ve insanlar içeri girecek. Günlerce Dış dünya ile ilk temas. Kapı açık. Çıkıp gidebilirim. Bunun için acele ediyorum, fakat birilerinin delici bakışlarını arkamda hissediyorum, ve gidiyorlar. Dört duvar, bir pencere ve bir kapı.

Bir avcıyım. Avlanmak bir sanattır, detaycı bir göze ihtiyacın var. Ancak bir sanatçı fark edilmek isterken bir avcı istemez. Çoğu zaman saatlerce, bir avın geri dönmesini bekliyorum. Vurduğun zaman. Hızlı olmak zorundasın, böylece av tepki verecek ve karşı koyacak fırsat bulamaz. Ve karşı koyuyorlar, özellikle de ben en tehlikeli oyunu, avcılığı gerçekleştirirken.

Bir sanatçıyım, kendi vizyonumda kaybolmuş. Tüm inançlardan tüm insanlarla konuşacak bir parça yaratmak istedim. Bu benim insanlığa karşı görüşümdü, ve tanışmaktan korktuğum kaderdi. Daha önce bir sanat yaratmıştım, fakat o benim en büyük eserimdi. Dünyayı değiştirecekti. Zamanımı, terimi, kanımı, ruhumu döktüm bu esere. Beni tüketti. Hafızamda kalan son şey kendi kanımdan bir havuzda yatıyordum olduğumdu. Nihayet yarattığım, kırmızılarla ve kahverengilerle çevrilmiş gerçek eserimle uyandım. Nerede olduğumu bilmiyorum.

Anormal bir sanat eseriyim. Basit bir mesajı olan, basit bir heykel. "Güzellik bakanın gözlerindedir. Gözlerini her zaman bu şeyin üzerinde tut ki, her zaman güzel kalsın. Hâlâ havalı mıyız?"

El üstünde tutulan bir sanat eseriyim. Bir Japon sanatçı tarafından 2004 yılında var edildim. Ve insanlar benim resimlerimi çaldılar, ve bu resimler aracılığıyla, çarpık bir şeyler yarattılar. Sanatçının ne olduğuma ve neyi temsil ettiğime dair vizyonu bulanıklaştı ve insanların yazı fırtınasıyla birlikte kayboldu. Şimdi, yıllar sonra, sanatçının beni her yerde görmesinden korkuyorum, ama ben onun yarattığı sanat eseri değilim.

Hiçbir şey değilim. Yokum.

Bir kurguyum. İki yüz otuz üç kelime bedenimi oluşturuyor, ancak çok az olsa bile, beni okuyanlarda korku uyandırıyor. İnternette korkunç hikayelerin çok yaygın olduğu, bir zaman ve mekandan geldim, ve orada başarılıydım. Farklıydım. Özeldim. Büyük bir şeyin başlangıcıydım.

Bir ilhamım. Harika şeylerin en tuhaf yerlerden gelebileceğinin canlı kanıtıyım. Benim varlığım yüzlerce, binlerce insana ilham kıvılcımı yarattı. Tek başıma binlerce eseri ve sayısız sanat eserini üreten bütün bir yaratıcı kurgu türünü yarattım. İnsanlar bana bakıyor ve geçmişi düşünüyor, ama onların bu noktaya gelmelerine izin verdim.

Ben SCP-173, betondan, inşaat demirinden ve boyadan oluşan bir heykel. Kötü değilim. İyi değilim. Varım. Eğer bir insan şanssızlık eseri gözünü kırparsa, oradayım. Keskin bir bıçakla devam eden metal üzerindeki beton bilemesi. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum, umrumda da değil. Basitçe bu benim doğamda var.

Ama bunların herhangi birinin veya tamamının doğru olup olmadığını bilmiyorum. Ne görüyorsun? Ben senin için neyim?

Beni neye dönüştürebilirsin?

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License