|
Table of Contents
|
Bu kaynak, SCP Vakfı içeriklerini Türkçeye çevirirken karşılaştığım en büyük zorluklardan biri olan yerelleştirme, bir diğer adıyla Türkçeleştirme konusunda kendi deneyimlerimi sizlere aktarmak adına yazdım. Umarım yardımcı olur.
Giriş
Bilirsiniz ki Türkçe, tek bir kelimeyle İngilizcedeki bir veya daha fazla cümleyi anlatabilir. Ayrıca tek bir kelimeyi açarak cümledeki vurguları netleştirebilir istersek cümleyi uzatabiliriz. Bu esneklik dilimizdeki en büyük zenginliklerden bir tanesi olmakla beraber işimizi zorlaştıran etmenlerden en büyüğü olduğunu düşünüyorum. Böyle düşünmemin sebebi başka dillerden, bizim durumumuzda İngilizceden, Türkçe'ye çeviri yaparken kelime kelimesine çeviri yapılması durumunda hem anlam bütünlüğünün hem akıcılığın bozulabilmesi. Bundan kaçınmak için çeviri yapmamalıyız. Metni Türkçeleştirmeliyiz.
Bölüm 1: Türkçeleştirme Nedir?
Türkçeleştirme, bir metni kelime kelimesine Türkçeye aktarmaktan ziyade; metnin anlamını, tonunu ve işlevini yeniden kurma süreci olarak tanımlanabilir. Amaç metnin özgün yapısını korumakla beraber, verdiği etkiyi doğru ve tutarlı bir şekilde yansıtmaktır.
Türkçeleştirme yaklaşımında öncelik kelime doğruluğunda değil, anlam bütünlüğü ve akıcılıktadır. İngilizcede doğal ve akıcı olan bir cümle Türkçeye birebir aktarıldığında yapay, kopuk ve anlamsız olabilir. Bu gibi durumlarda cümlenin parçalanması, kısaltılması veya uzatılması, düzenlenmesi hatta gerekirse anlam bütünlüğünü ve akışı koruyacak başka bir cümle ile değiştirilmesi gerekebilir.
Bu değişiklikler keyfi veya imza niteliğinde olmamalıdır. Türkçeleştirme, metni serbestçe yeniden yazma anlamına gelmez. Amacı; anlamı, tonu ve işlevi metnin anadil seviyesine yaklaştırmak mümkünse aynı tutmaktır. Yapılan her müdahale metni daha okunabilir ve tutarlı kılar.
Bölüm 2: Birebir Çeviri Neden Yetersiz Kalır?
Giriş kısmında belirttiğim sebebin yanında birebir çevirinin yetersiz kalmasında SCP Vakfı'nın İngilizceyi kullanma biçimi de son derece önemlidir. Bu sebeple birebir çeviri özellikle bu sitedeki makalelerde çoğunlukla istenilen sonucu vermez. İngilizcede doğal ve akıcı olan cümle yapıları, Türkçeye doğrudan aktarıldığında ağır, yapay ve okuması zor bir metin halini alır.
SCP metinleri teknik, resmi ve mesafeli bir dil kullanır. Bu dil, İngilizcede uzun ve dolaylı cümlelerle kurulabilirken Türkçede aynı cümle yapısının korunması metin akışını bozar.
Ayrıca birebir yaklaşım, çevirmeni metnin biçimine tamamen bağlar. Cümlenin konumunu, uzunluğunu ve iç yapısını koruma çabası Türkçenin doğal ritmini bozar. Sonuç olarak metin tamı tamına doğru çevrilebilir ancak okuması son derece zor ve işlevsiz bir kelimeler bütününe dönüşmüştür.
Bu nedenle SCP çevirilerinde asıl sorun doğruluk değil, aktarım biçimidir. Okuması zor ve akıcı olmayan bir metin her ne kadar doğru bilgiyi verse bile amacını gerçekleştiremez.
Bölüm 3: Türkçeleştirmede Cümle Yapıları ile Çalışmak
Türkçeleştirmede en etkili müdahale cümle yapılarında yapılır. İngilizce ve Türkçe cümle kurma biçimi açısından oldukça farklıdır. Bu yüzden İngilizcede sorunsuz işleyen cümle yapıları, Türkçede aynı etkiyi veremeyebilir.
Bu bölümde amaç, cümlelerin nasıl düzenlenip değiştirileceği değil; bunun hangi durumlarda yapılacağıdır.
Cümle Kısaltmaları
İngilizce, cümleyi tek bir uzun cümlede taşımaya elverişlidir. Türkçede ise bu uzunluk cümleye çoğu zaman yük olur. Gereksiz ve çok sayıdaki yan cümleler, tekrar eden vurgular ve bağlamdan halihazırda anlaşılan ifadeler cümleyi ağırlaştırır.
Bu gibi durumlarda cümlenin özü korunarak kısaltma yapılabilir. Buradaki amaç bilgiyi eksiltmek değil, akıcılığı korumaktır.
Cümle Bölme
Bazı İngilizce cümleler, Türkçede tek yapı halinde çevrildiği zaman takip etmesi zorlaşır. Bu durumlarda cümlenin parçalanması, yani bölünmesi gerekir. Özellikle birden fazla eylem, koşul ve açıklama içeren cümlelerde bu yöntemin kullanılması kaçınılmaz hale gelir.
Cümle bölme, anlatımı sadeleştirir ve okuyucunun metni daha rahat takip etmesine yardımcı olur. Ancak bölme işlemi yapılırken cümle tonunun korunmasına ve parçaların birbirinden kopmamasına dikkat edilmelidir.
Cümle Yeniden Yapılandırma
Kısaltmanın ve bölmenin yeterli olmadığı veya bu işlemlerin çeşitli yerlerden farklı şekillerle uygulanması durumunda yeniden kurulan akıcılığın, metnin tonundaki ve anlatımındaki değişikliği kapatamayacak kadar zayıf kalması halinde cümle baştan sona yeniden yapılandırılabilir.
Bu yeniden yapılandırma, cümlenin verdiği bilgiyi ve işlevi korumalıdır. Amaç farklı bir şey anlatmak değil, aynı şeyi Türkçede daha doğal ve akıcı bir şekilde aktarmaktır. Yapılan değişiklik fark edilmemeli ve metnin bütünlüğüyle tamamen kaynaşmalıdır.
Bu kaynaşmanın olmaması halinde önceki ve sonraki cümlelerde küçük oynamalar yapılarak bu ait olmama hissi azaltılabilir ancak bu yöntemin daima işe yarayacağına dair bir garanti yoktur ve metnin daha büyük bir kısmında akıcılık bozulması yaşanabilir. Bu sebepten ötürü eğer yeniden yapılandırdığınız cümlenin metin bütünüyle kaynaşmadığını hissediyorsanız bu yöntemden önce önceki adımları farklı şekillerde denemenizi ve Discord sunucumuzdaki değerli üyelerimizden yardım istemenizi şiddetle öneriyorum.
Cümle Yeniden Oluşturma
Yukarıda cümle bütünlüğü ve akıcılığını nasıl sağlayacağınızı belirttiğim yöntemlerin hiç birinin işe yaramama olasılığı çok nadir de olsa elbette var. Bu durumda metnin anlam bütünlüğünün korunması adına bir cümlenin yeniden oluşturulması gerekebilir.
Bu yöntem tam bir gri alanda kalıyor. Serbest çeviri ile Türkçeleştirme arasındaki sınır tam olarak bu. Bu sebeple gerçekten zorunda kalmadığınız sürece kullanmanızı kesinlikle önermiyorum.
Kullanım yerlerinden bir örneği örnekler kısmında sizlere sunacağım.
Bölüm 4: Akıcılığı Sağlayan Küçük Müdahaleler
Türkçeleştirme sürecinde her müdahale büyük yapısal değişiklikler gerektirmez. Çoğu zaman cümleyi bozan şey küçük ama tekrar eden dil tercihleridir. Bu bölümdeki müdahaleler metnin anlamını bozmadan akışı iyileştirmeyi amaçlayan ince düzenlemelerdir.
Bağlaç ve Geçiş Düzenlemeleri
İngilizcede sık kullanılan bağlaç ve geçiş ifadeleri orijinal metinde rahatsız edici durmasa da Türkçeye birebir aktarıldığında gereksiz tekrar hissi yaratabilir. Türkçede bağlam çoğu zaman yüklem, vurgu ve öge sırası ile yaratılabildiğinden dolayı bazı bağlaçların çıkarılması ya da benzerleriyle değiştirilmesi cümleyi rahatlatabilir.
Amaç bağlacı tamamen çıkarmak değil, doğru yer ve doğru şekilde kullanmaktır.
Yüklemin Konumu ve Sağladığı Vurgu
Türkçede yüklemin cümle sonundaki konumu, akıcılık ve vurgu açısından belirleyicidir. İngilizcede yüklemin erken gelmesi, Türkçede cümlenin dengesini bozabilir. Bunun önüne geçmek için İngilizce cümledeki ögeleri ayırt edebiliyor olmak ve vurguyu fark etmek son derece önemlidir.
Bu müdahaleler doğrudan fark edilmese bile cümle akıcılığı ve anlam bütünlüğü için en dikkat edilmesi gereken yerdir.
Tekrarların Azaltılması
İngilizcede vurguyu sağlamak için yapılan tekrarlar Türkçede gereksiz yük oluşturur. Aynı bilginin farklı kelimelerle veya farklı yerlerde art arda verilmesi cümleyi gereksiz şekilde ağırlaştırır.
Bu durumlarda tekrarların sadeleştirmesi veya azaltılması, yapılabiliyorsa tek bir güçlü ifadede toplanması akıcılığı ciddi anlamda arttırır.
Türkçeye Özgü Akış Tercihleri
Türkçede bazı kelimeler doğrudan söylenmediğinde daha doğal durur. Dolaylı anlatım, edilgen yapı ve benzeri tercihler akıcılığı arttırır ancak bunu yaparken dikkatli olunmalı, akış sağlanmalı ve bütünlük bozulmamalıdır. Yer yer hele ki ciddi Vakıf dilinde yazılmayan günlükler ve konuşmalarda bu daha sık ve rahat şekilde kullanılabilir.
Bölüm 5: Farklı Türlerde Metinlerde Türkçeleştirme
SCP Vakfı içerikleri tek metinden oluşmaz. Teknik raporlar, deney kayıtları, günlükler, diyaloglar ve anlatı ağırlıklı hikayeler; her biri farklı beklentiler ve farklı dil alışkanlıklarıyla yazılır. Bu sebeple Türkçeleştirme yaklaşımları da türden türe farklıdır.
Bu bölümdeki amaç, her tür için farklı kurallar koymak değil; hangi türlerde hangi Türkçeleştirme yaklaşımlarının öne çıkması gerektiğini göstermektir.
Teknik SCP Raporları ve Kayıtları
Teknik içerikler, Türkçeleştirmenin en kontrollü şekilde uygulanması gereken metin türleridir. Bilgi yoğunluğu son derece yüksek olmakla beraber duygu o derecede azdır ve anlatım olabildiğince mesafelidir. Bu sebeplerden ötürü yapılan müdahaleler olabildiğince fark edilmemelidir.
Bu metinlerde cümle sadeleştirilebilir ancak kesinlikle bilgi eksiltilmemelidir. Bunun önüne geçmek için cümleleri bölmek hem en risksiz hem en rahat tekniktir ancak abartmamak gerekir. Aksi durumda kısa kısa ama aşırı sayıda cümle birikebilir veya noktalama işaretlerindeki duraksamalar akıcılığı bozabilir.
Terimlerin tutarlılığı önceliklidir. Makalenin içindeki bilginin ve anlatım şeklinin çelişmemesi gerektiği gibi önceki çevirmenlerden, yazarlardan veya listelerden gerekli terimlerin genel kabul edişmiş Türkçe hallerini kullanmak önemlidir. Buna özellikle seri şeklinde yazılmış SCP'lerde ekstradan dikkat edilmelidir. Buna örnek olarak "Küçük Baylar" serisini gösterebiliriz.
Önemli hususlardan biri ise makalenin orijinalindeki tonu ve resmiyeti bozmamaktır. Her ne kadar Türkçeleştirme adımlarını uygulasak bile asla orijinaldeki resmiyet bozulmamalıdır. En kolay ayırt edilebilecek ve en sık karşımıza çıkan tür olmakla beraber elbette bunun birkaç istisnası olabilir. İstisnai örnek olarak bu SCP makalesini gösterebiliriz.
Günlükler ve Kişisel Anlatılar
Günlük ve anı tarzındaki metinler Türkçeleştirme adımlarının daha rahat uygulanabildiği metinlerdir. Bu metinlerde anlatıcının sesi ve kendine özgü tonu açığa çıkar.
Kısa cümleler ve ani geçişler duygusal derinliği korumak için kullanılabilir. Çünkü bu tür metinlerde genellikle duygu aktarımı bilgi aktarımından daha ön plana çıkar. Ancak Hangisinin ön planda olduğunu daha iyi anlamak için orijinal metin iyi anlaşılmalıdır.
Ayrıca karakterin doğallığını ve insanlığını Türkçeye dolayısıyla Türk okurlara daha iyi hissettirebilmek için orijinal metinden daha doğal duran cümleler yapılandırılabilir.
Ancak bu gibi değişiklikler, metni ciddiyetten koparmamalıdır. Ciddiyetten kopma durumları 'Joke' hikayelerde daha kabul edilebilir.
Günlük ve kişisel anlatı türünde bu dokunaklı metin bence muhteşem bir örnek.
Diyaloglar
Diyaloglar, birebir çevirinin en göze batan kısımları olmakla beraber yanlış Türkçeleştirmenin de en göze batan kısımlarıdır. Dolayısıyla buralarda ekstra dikkat edilmeli ve konuşan kişilerin nabızları adeta dinlenmelidir.
Diyaloglarda cümleler daha insani hissettirmek için kısaltılabilir ancak bunu yaparken karşılıklı konuşan karakterlerin kim veya nasıl durumlarda olduğu tartılmalıdır.
Özne ve öge düşmeleri normal karşılanmalıdır. Bunu yaparken vurgunun öznede olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Konuşma dili metnin bağlamına uygun olmalıdır. Ne de olsa hiç kimse O5 konseyi ile sokak diliyle konuşmaz.
Buradaki önemli nokta ne söylendiği değil, nasıl söylendiğidir.
Bu tür için basit bir örnek vermek gerekirse Dr. Glass'ın Düzenli Psikolojik Değerlendirmesi sayfasını gösterebiliriz
Hikaye Ağırlıklı Metinler
Hikaye ağırlıklı metinler de anlatı ve günlüklere benzer ancak akıcılık burada daha da ön plandadır. Bu sebeple aşırı müdahale riski daha fazladır.
Cümledeki ve cümleler arasındaki ritim sürekli korunmalıdır. Ani yavaşlama veya hızlanma hemen göze çarpar. Bu sebeple yapılan müdahaleler tek cümle bazından olmamalı, cümlelere yayılmalıdır. Bunun için ilk öncelikle kabaca çevirip sonra adım adım Türkçeleştirmenizi öneririm.
Metnin atmosferi, kelimelerin anlamından daha önemlidir. Öncelik metnin akıcılığı ve atmosferinin ağırlığıdır.
Elli-Beş Hakkında Konuşmamız Gerek bu tür için çok iyi bir örnektir.
'Joke' Metinleri
Joke metinleri ve makalelerinde bundan önce anlattığım türlerden daha farklı bir yol izlenmelidir. Bu yazıların amacı okura bilgi veya duygu vermekten ziyade güldürmektir. Bizim de buradaki amacımız bilgi aktarımından çok akıcılığı korumaktır. Ancak bunu yaparken çevirmen makaleye kendinden bir şey eklememeli, onun yerine gördüğü şakaları okurlara kendi dillerindeki gibi yansıtmalıdır.
Bu türe favori joke çevirimi örnek gösterebilirim.
Birden Fazla Türün Bir Arada Olması Durumunda
Türkçeleştirmedeki en büyük adım metnin türünü seçebilmek, ondan sonra ise ritmini tutmaktır. Bunu yaparken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri ise tek bir makalede pek çok metin türünün olabileceğidir. Bu durum her seride görülebilirken dördüncü seri ve sonrasında karşımıza daha sık çıkmaktadır. Örnek olarak bu makale verilebilir.
Bölüm 6: Türkçeleştirmenin Sınırları
Türkçeleştirme, metni akıcı ve daha okunaklı hale getirse bile sınırları vardır. Bu sınırların aşılması durumunda metin çeviri işlevini yitirip çevirmenin yorumuna dönüşür. Bizim amacımız serbest çeviri yapmak değil. Okuması kolay bir çeviri yapmak.
Unutulmamalıdır ki bizim amacımız metni olduğundan daha iyi bir hale getirmek değil, daha güzel yazmak veya açıklarını kapatmak değil, orijinaliyle aynı çizgide tutmak.
Bu amaçta anlamı netleştiren eklemeler veya çıkarmalar kabul edilebilir seviyededir ancak metinde olmayan bir duyguyu, durumu veya yorumu eklemek kabul edilemez. Yaptığımız müdahaleler okura orijinal metinden farklı, az veya fazla bir çıkarım yapmasına neden oluyorsa çeviri bu noktada rehber değil bir yön tabelasına dönüşür.
SCP Vakfındaki çoğu metin belirli bir disiplin içindedir. Resmilik, soğukluk ve disiplin Vakfın bir parçasıdır. Türkçeleştirmede bu ton korunmalıdır. Son derece akıcı ama Vakıf tonunun dışına çıkan çeviri doğru değildir.
Çevirmenin tonu, üslubu ve karakteri çeviriye yansımamalıdır ve objektif olmalıdır. Okur, okurken kendini yazarla yüz yüze hissetmelidir; çevirmenle değil. Bu hissin olduğu vakit Türkçeleştirme ve serbest çeviri arasındaki sınır aşılmıştır.
Tüm bunlardan kaçınmak için kendinize şu soruları sorabilrisiniz:
"Bu müdahale anlamı netleştiriyor mu, yoksa değiştiriyor mu?"
"Bu cümle özgün metinde var mı, yoksa benim yorumum mu?"
"Aynı etkiyi daha az müdahaleyle sağlayabilir miydim?"
Örnekler
İlk öncelikle kolaylık olması açısından yakın zamanda çevirdiğim Kaybolup Gitmeyecek sayfasından pek çok örnek vereceğim. Anı-hikaye biçiminde yazılmış olan bu metin yukarıda size sunduğum yöntemleri sık sık kullanmama vesile oldu. Buradan sizlere yardımcı olabileceğini düşündüğüm cümle ve cümle öbeklerini örnek olarak sunacağım, birebir çevirisini yapıp neden bu çeviri şeklinin işlevsiz olduğundan bahsedeceğim ve son olarak da Türkçeleştireceğim. Bunu yaparken hangi yöntemleri neden kullandığımdan da bahsedeceğim. İzninizle başlayalım.
Örnek 1:
"There goes my perfect fucking selfie."
Arkadaşımız Go-Prosunu yüksek bir yerden düşürdükten sonra bu cümleyi söylüyor.
İlk öncelikle birebir çeviri yapalım ve inceleyelim.
"Benim mükemmel sikik selfiem işte gidiyor."
İlk bakışta tamamen sadık bir çeviri olarak görülebilir hatta öyle de. Ancak bu cümlede tarif edemediğiniz bir sorun hissetmişsinizdir belki. Kim böyle bir cümle kurardı ki? Doğal durur muydu? Elbette durmazdı. Bunu daha akışa uygun ve gözümüze batmayacak bir hale getirelim ve tekrardan bakalım.
İlk önce cümleyi ayırmak istiyorum çünkü bu bize karakterimizin yaşadığı nispeten basit sayılabilecek hüzün ve kızgınlık duygusunu daha iyi verecek. Peki nereden ayıracağız? Bunu düşünürken de şunu fark etmeliyiz; biz Türkçede, küfrü İngilizcedeki gibi sıfat şeklinde kullanmayı çok fazla tercih etmiyoruz. Bunun yerine cümle sonlarında kullanıyoruz. Bu iki ayrıntıyı birleştirelim.
"Benim mükemmel selfiem işte gidiyor. Hay sikeyim."
Yaptık. Öncesine göre iyi ama yeterince değil. Hala kulağa garip geliyor. Bunu daha doğal bir şekilde aktarmamız lazım. Bu cümle bir anı-hikayeden alınmış bir diyalog parçası olduğundan cümlenin orijinalliğini korumaktan çok akıcılık ve doğallık daha ön planda olmalı. Yüklemi ve vurguyu biraz değiştirelim.
"İşte mükemmel selfiemin sonu. Hay sikeyim."
İşte karşımızda son derece doğal duran bir söylem. Hem duyguyu yansıtıyor hem etrafında olan bitenden kopuk değil hem de fark edilmiyor.
Örnek 2:
I take a second to catch my breath, before I steel my nerves and continue my ascent.
Yüksek bir yerden düşme tehlikesi yaşan karakterimizin zihninden bu cümle geçiyor.
Birebir çeviriyi yapalım.
Nefesimi yakalamak için bir saniye aldıktan sonra ben sinirlerimi çelikleştiriyorum ve yükselişime devam ediyorum.
Gördüğünüz gibi anlaması son derece zor bir cümle çıktı ortaya. İlk örneğimizin aksine yalnızca akışı bozmakla kalmıyor, direkt olarak cümleyi anlamsız kılıyor. Hadi bunu düzeltelim.
En bariz olanı gördüğünüz gibi İngilizcede verilmek istenen bilgileri düzelttim. 'Nefesimi yakalamak' yerine 'Nefesimi toparlamak', 'Bir saniye almak' yerine 'Bir saniyeliğine duraksamak', 'Sinirlerimi çelikleştirmek' yerine 'cesaretimi toplamak' ve 'Yükselişime devam etmek' yerine 'Tırmanışıma devam etmek' kullanarak bu kelime kalıplarını Türkçe de anlamlı kılmış oldum.
Bunu yaptıktan sonra şu şekilde bir cümle karşımıza çıkıyor:
Nefesimi toparlamak için bir saniyeliğine duraksadıktan sonra cesaretimi topluyorum ve tırmanışıma devam ediyorum.
Düzenlediğimiz bu cümlemizi okursak eğer her ne kadar iyi hale gelmiş olsa da hafif bir akıcılık sorunu hissedebiliriz. Bu ise gereksiz bağlaç kullanımından kaynaklanıyor. Bağlaç olmadan anlaşılabilecek bir yapıda bağlaç kullanılırsa bu gibi bir sekte hissedilebilir. Bağlacı kaldırıp bağlaçtan önceki kelimeyi hafifçe düzenledikten sonra nasıl olduğuna bakalım.
Nefesimi toparlamak için bir saniyeliğine duraksadıktan sonra cesaretimi toplayıp tırmanışıma devam ediyorum.
Gördüğünüz gibi ilk kurduğumuz cümleyle arasında bir uçurum var. Hem akıcı şekilde okunabiliyor hem de orijinalinde aktarılmak istenen bilgiyi ve duyguyu tamamen aktarıyor.
Örnek 3:
I cup my hands around my eyes — as if make-believe binoculars could somehow improve my vision — and lean out over the railing.
Karakterimiz gölün yüzeyine daha iyi bakabileceğini düşündüğü anda bu cümle bizi karşılıyor. İçinde küçük bir cümlecik barındıran bu cümle konumuz için iyi bir örnek.
İlk birebir çeviriyoruz.
Ellerimi gözlerimin etrafında kap yapıyorum - sanki hayal ürünü dürbünler nasıl oluyorsa görüşümü iyileştirecek - ve korkuluğun dışına yatıyorum.
Tekrar karşımızda anlaması zor bir cümle. Okuyunca ne anlatmak istediği anlaşılsa da okuması tam bir işkence. Düzeltmeye başlayalım
'Ellerimi gözlerimin etrafında kap yapıyorum' cümlesinin orijinalinde denmeye çalışan şey karakterimizin ellerini gözlerinin üzerinde aynı bir dürbün gibi tutuyor olması. Bunu düzeltiyoruz. 'Sanki hayal ürünü dürbünler nasıl oluyorsa görüşümü iyileştirecek' ara cümlesinde bunun işe yaramayacağını bilse de yine de yaptığını açıklıyor. Bunu daha doğal hale getirelim. 'Ve korkuluğun dışına yatıyorum' burada ise karakterimizin korkuluğa yaslandığı söylenmeye çalışılmış. Bu cümleyi de düzenliyoruz.
Ellerimi dürbün gibi yapıp gözümün üstüne koyuyorum - sanki hayali bir dürbün görüşümü iyileştirebilecekmiş gibi - ve korkuluğa yaslanıyorum.
Teorik olarak bu gayet düzgün bir çeviri ancak burada bir ara cümle kullanılması gereksiz ve akıcılığı bozuyor. Bunu cümlenin geneline yayalım.
Sanki hayali bir dürbünle görüşümü iyileştirebilecekmiş gibi ellerimi gözlerimin üstüne koyuyorum ve korkuluğa yaslanıyorum.
Ve bizi daha akıcı olan ve doğal duran bir cümle karşılıyor.
Örnek 4:
Şimdi beni gerçekten zorlayan bir örnek verelim
It's a quiet ride on my bike up to the path that leads to the lake, and a crunchy one for the last mile or so. The only sound other than me plodding through the snow are the occasional gusts of wind screaming through the trees.
Burada karşımıza iki cümle çıkıyor ve birbirleriyle ciddi anlamda bağımlılar. Bu işimizi ciddi anlamda zorlaştıran etmenlerden biri.
Birebir çevirisini yaparsak karşımıza şu şekilde bir cümle çıkıyor.
Bu göle yönlendiren yolda bisikletimin üstünde zor sessiz bir bisiklet sürüşü, ve bir kıtır kıtır son bir mil falan. Sadece benim ağır ağır karın içinden yürümemden başka ara sıra rüzgarın ağaçların arasından uğuldama sesi.
Karşımızda yine anlamsız bir cümle var. Açıkçası bunu yazmak beni oldukça zorladı. Devam edelim.
Karşımızda dehşet verici bir anlamsızlık var. İlk öncelikle iki cümleyi tek tek ele alalım.
İlk cümlede yer alan 'Bu göle yönlendiren yol' ifadesi daha hafif bir anlatım ile aynı bilgiyi verebilir. Bunu değiştirelim. Bundan sonra 'zor' ve 'sessiz' sıfatlarını yeniden konumlandırıp küçük oynamalar yapalım. 'bir kıtır kıtır son bir mil falan' kısmını ikinci cümle ile birlikte daha sonra düzenlemek için aynı bırakalım.
Göl yolunda sessizce yaptığım zorlayıcı bisiklet sürüşü, ve bir kıtır kıtır son bir mil falan. Sadece benim ağır ağır karın içinden yürümemden başka ara sıra rüzgarın ağaçların arasından uğuldama sesi.
Kabaca hallettiğimize ve artık ne aktarmak istenildiği anlaşılabilindiğine göre akıcılık sorunlarını çözelim. İlk cümleyi virgülden kurtarıp kaynaştırdıktan sonra ikinci cümlede düzenlemeler yapalım.
Gölden önceki bir mil boyunca devam eden zorlu yolculuk dışında bisikletimle sessizce yolculuk ediyorum. Karın içinde ağır ağır yürürken çıkardığım seslerin dışında, tek duyduğum ses ağaçların arasında esen rüzgarın ara sıra çıkardığı uğultu.
Kısaca ilk cümlede anlatım sırasını değiştirdim. İkinci cümlede ise birkaç kelimeyi daha iyi aktarım yapabilmek açısından benzerleriyle değiştirdikten sonra 'var olmak' anlamı katan yüklemi daha iyi bir durum aktarımı yapabilmek adına 'duymak' fiiliyle değiştirdim. Unutulmamalıdır ki bunu yapabilmemin tek sebebi metnin türü. Eğer bu metinin amacı durum veya duygu değil bilgi aktarımı olsaydı bu büyük düzenlemeleri asla yapamazdım. Bu kesinlikle unutulmamalı.






