Araştırmacı Talloran, bir psikiyatri koltuğunda uzanıp tavana bakıyor. Sıkıntıyla iç geçiriyor.
Dürüst olmak gerekirse, SCP-3999 da epey sıkılmış.
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN], diye soruyor.
"Şey, sadece…Hiç sonsuz maymun teoremini duydun mu?"
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Tamam, yani, basitçe, ölümsüz bir maymunu alıp daktilonun başına oturtursan ve bu ölümsüz maymunun rastgele tuşlara sonsuza kadar basmasını sağlarsan, o zaman eninde sonunda Shakespeare'in tüm eserlerini veya benim sosyal güvenlik numaramı, ya da 6000 makalelik bir korku temalı kurgu web sitesini şans eseri daktiloya yazacaktır, çünkü harfleri düzenlemenin çok farklı yolları var, anlıyor musun?"
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"O halde bununla nereye varmaya çalıştığımı anladın herhalde. Bana işkence etmenin yalnızca çok fazla farklı yolu var, ölmemin yalnızca çok fazla farklı yolu var, çünkü çoklu evrende kalan tüm atomları düzenlemenin yalnızca çok fazla farklı yolu var.
"Kabul ediyorum, bu hala çok fazla. Aptal olabilirsin ama çok canlı bir hayal gücün var, bunu kabul ediyorum. Ama sorun şu ki, aslında her birini deneyemiyorsun çünkü çoğu birbirine çok benziyor ve öyle olmasa bile her deneme yine de acıya, dehşete ve saçmalığa karşı toleransımı biraz daha artırıyor, değil mi? Yani eninde sonunda çalışmayı bırakacak ve tüm bu saçmalıklar artık korkutucu ya da ilginç olmayacak. Ne kadar oldu, Bir trilyon yıl falan mı?"
SCP-3999 saatini kontrol eder. [SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN], diye cevap verir.
"Ah, neyse ne. Zaman ölü. demek istediğim, demek istediğim şu, artık senden korkmuyorum. Artık sadece sıkıldım, ve dürüst olmak gerekirse biraz da hayal kırklığına uğradım. Ve senin de böyle hissettiğini söyleyebilirim."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Tek eğlencenin ben olması benim suçum değil. Örgü örmeye falan başla, ne bileyim."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Bana bunu yapma. Bunun nasıl biteceğini, daha doğrusu bitmeyeceğini sen de benim kadar biliyorsun. Buna istediğin kadar devam edebilirsin ama sonunda artık benim fark bile etmeyeceğim bir noktaya geleceğiz ve eğer dikkat etmezsem bunun senin için hiç eğlenceli olacağını sanmıyorum."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Hayır, yapmıyorum. Eğer pes edecek olsaydım bu çok çok uzun zaman önce olurdu. Bu saçmalık artık korkutucu değil. Sanırım bundan sonra bir süre komik geldi ama o da geçerliliğini yitirdi. Elindeki her şeyi bana karşı kullandın ama işe yaramadı. Üstesinden gel artık."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Bu üzücü, çok acıklı."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Peki, bak, bak. Olay şu. Hayattaki tek amacın bana acı çektirmek değil mi? Neden? Bana işkence etmenin nesi bu kadar ödüllendirici? Şey, bir teorim var. Olay şu, 3999 - sana Nines diyebilir miyim? Sana Nines diyorum. Olay şu, Nines. Birine acı çekmesi için on bir milyar yıl verirsen ve bu, düşünmek için on bir milyar yıl demektir. Bütün bu erimelerin arasında, senin hakkında çok düşündüm. Bunu neden yapıyorsun? Aslında gerçekten ne olduğunu falan. Çünkü her zaman merak ettiğim bir şey vardı: Neden ben? O gerçeklik habercileri bir kere bunu açığa vurduğunda bunu herhangi birisine, herkese yapabilirdin. Ama sen beni seçtin, Araştırmacı kahrolası Talloran. Bunun nedeni sadece odana ilk ben girdiğim için değil, o zaman bile eninde sonunda başka birisine geçecektin. Ama biz hala buradayız, sıkıntıdan aklımızı kaçırdık. Şey, belki aklımızı kaçırmamışızdır, sanırım benimkini bir yerlerde kaybettim. Hiç içtin mi, Nines?"
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Bana öyle bakma."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Her neyse, söylediğim gibi, bunların hepsi çok kişisel geliyor. Neden bana acı çektirmek konusunda bu kadar takıntılısın? Neyi başarmaya çalışıyorsun? Dur, bekle, belgeyi getireyim…"
Talloran cebine uzanıp cep telefonunu çıkarıyor. Kilit ekranında fraktal desenli bir memetik öldürme ajanı beliriyor ancak Talloran bunu görmezden geliyor. SCP-3999'u açar ve belirli bir pasajı arayarak onu okur.
"Vay be," diyor, "Bu şeyi gerçekten biraz düzenlemeliyim." En sevdiği Beatles şarkısını sessizce geriye doğru mırıldanarak kaydırmaya devam ediyor.
SCP-3999 sabırla bekliyor. Not defterine bir kalp karalıyor. Kalbin dokunaçları ve bir akrep kuyruğu var.
"Ah, işte burada," diyor Talloran. "Buldum. 'Araştırmacı Talloran kendi güvensizliklerine boyun eğecek eğmek zorunda kalacak.' Neden? Neden bu konuya bu kadar takılıyorsun?
"Bunu düşünürken merak etmeye başladım: Başka kim benden bu kadar nefret ediyor? Ailem benim için hayal kırıklığına uğradı evet ama varoluşsal olarak sonsuza kadar acı çekmemi istemiyorlar. Kimse bana böyle bir eziyet yaşatmazdı.
"Ben hariç. İşte sen busun, sanırım. Ben. 'SCP-3999 Araştırmacı Talloran'ın ruhu', değil mi? Sen benim kendime olan nefretimin metafiziksel temsilisin."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Şey, artık sen busun. Bana tutunduğunda bunu kendine sen yaptın. Ancak olay şu. Eğer sen benim kendime karşı nefretimsen ve benden nefret ediyorsan, o zaman aslında kendinden nefret etmiyor musun? Sonuçta kendimden nefret etmem benim bir parçam olduğundan ve bu seni kendi bilincimin, kendimden nefret etme eğilimimin yalnızca dışsallaştırılmış bir parçası haline getirecektir.
"Yani aslında sen bensin. Ve ben senim. Bu da bana işkence ederek aslında kendine işkence ettiğin anlamına geliyor. Ya da sanırım kendime işkence ediyorum, gerçi bu yeni bir şey değil. Bütün siktiğimin hayatım boyunca inleyip durdum, evlat. Ama bunu düşünmenin en iyi yolu, benim sevdiğim bakış açısıyla, sen ben olduğun ve ben de seni olduğum için, senin bana yaptığın işkence aslında benim sana yaptığım işkencedir."
SCP-3999 bir psikiyatri kanepesinde yatıyor.
SCP-3999 afallamış durumda.
"Bilirsin, bir şeyi merak ediyordum. Hiç "I have no mouth and i must scream" kitabını okudun mu? Bekle, tabii ki okudun, sen bunda "AM'in söylediği her kelimesin". Her neyse, bir keresinde, ben kurtlar tarafından canlı canlı yenilirken bunu düşünüyordum ve tüm mutlak gücüne rağmen bana hiçbir zaman doğrudan bir şey yapmadığın ya da en azından beni incitmekten başka bir şey yapmadığın aklıma geldi. Beni, her saniyeyi bir asır gibi algılayan, acıyı bir insandan daha şiddetli hisseden, 'kocaman, yumuşak bir jöleye' dönüştürebilirsin ama yapmıyorsun. Kahretsin, fikrimi değiştirebilir ve beni zorla güvensizliklerime teslim edebilirsin. Ama yapmıyorsun. Kız kardeşimin oda arkadaşlarının evcil hayvanının parçalanmış cesedi gibi giyinmiş bir yetenek ajanı gibi giyiniyorsun ve Tau-5'in kıçıma yangın hortumu sokmasını sağlıyorsun. İlk başta belki de benim gönderimin gerçek olmasını istersin diye düşündüm çünkü bu şekilde daha tatmin edici olurdu. Ama artık öyle düşünmüyorum çünkü bu noktada sen de açıkça benim kadar perişansın. Öyleyse neden bunu yapıp ikimizin de sefaletimize son vermiyorsun?
"Çünkü yapamazsın."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZULDU. DAHA FAZLA DETAY İÇİN BİR AĞ YÖNETİCİSİNE BAŞVURUN]
"Bu doğru. Çünkü sen bensin, unuttun mu? Gerçi, tam olarak değil. Sen sadece benim bir parçamsın. Ve bir kuyruğun bir köpeği sallayabileceğinden daha fazla boyun eğmemi sağlayamazsın. Yapabileceğin tek şey bana acı çektirmek ve bunu kendim yapmamı ummak. Ama yapmayacağım."
[SİSTEM HATASI: VERİ BOZU
"Kapa çeneni."
SCP-3999 şoka uğrar.
"Gördün mü? Artık senin aptal oyunlarını oynamak zorunda değilim. Çünkü ben köpeğim, sen de kuyruğumsun. Ben seni kontrol ediyorum, tam tersi değil. Beni asla kontrol edemezsin. Güvensizliklerimi yendim. Seni fethettim. Aklı başında bir gerçekliğe geri döndüğümde - ki döneceğim - artık kendimi yetersiz hissetmeyeceğim çünkü her şeyin ve hiçbir şeyin yüzüne baktım ve onu canlı olarak geri getirdim. Apollyon sınıfı bir varlığın suratına yumruk attım. ZK Sınıfı Gerçeklik Başarısızlığını tek başıma geri döndürdüm. Dördüncü duvarı tekmeleyip yazarın içini boşalttım. Ben bir serseriyim. Ben bir kahramanım. Ben Emir'im. Ve artık seni kontrol ettiğime, seni parçaladığıma ve ruhundan yakaladığıma göre, ben Tanrıyım."
SCP-3999 dehşete kapılır.
Araştırmacı Talloran sırıtır, gerçekte yapabilmesi gerekenden daha geniş bir şekilde. "Ve daha yeni başlıyorum."






